0 Comments

Altay Kerim
(Köstence, 1937 -)
Romanya Türklerinin nesir sahasındaki önemli
isimlerinden biridir. 1937’de Köstence’ye t ağlı Mu-
surat köyünde doğdu. Tokat’tan gelip Romanya’ya
yerleşen ve hayatını Mecidiye, Tekirgöl gibi yer-
lerde öğretmenlik yapmakla geçiren bir ailenin ço-
cuğudur. Kerim, 1956’da Köstence Pedagoji Li-
sesi’ni, 1962’de de Bükreş Üniversitesi Türkoloji
Bölümünü bitirdi. Çeşitli okullarda öğretmenlik
yaptı. Romanya radyosunda, Türkçe Yayınlar Şu-
besi sorumluluğunda bulundu. Bu görevinden
1997’de emekli oldu. Körfez savaşı sırasında, Ro-
manya muhabiri olarak Ankara’da çalıştı. Karadeniz
ve Renkler’in redaksiyon heyetinde görev yaptı. Bu
yayın organlarında hikâye, yazı ve Romen şa-
irlerinden yaptığı çevirileri yayımlandı.
Kâniye (Bükreş 1984) adı Tatar Türkçesiyle yaz-
dığı bir hikâye kitabı ve Dictionar Tatar-Turc-Roman
(Bükreş 1998) adlı bir sözlüğü vardır.
Kâniye, Romanya’da Tatar Türkçesiyle ya-
yımlanan ilk edebî eserdir. Altay Kerim, Nevzat
Yusuf gibi gözünü çocukluk ve gençlik yıllarına çe-
virir ve Köstence civarında bir köyde yaşayan soy-
daşlarının hayatını realist bir şekilde hikâye eder.
Bir taraftan II. Dünya Savaşı’nın getirdiği acı ve
sıkıntıları, bir taraftan da sosyalist rejimin be-
raberinde getirdiği sarsıntıları göğüslemeye çalışan
soydaşlarımızın dramını gözler önüne serer. Ya-
zarın en başarılı olduğu kısımlar, bu temanın iş-
lendiği hikâyelerdir.
Kitaba adını veren, küçük bir roman gö-
rünümündeki “Kâniye” adlı hikayede, bir Tatar kö-
yünün 1950’li yıllardaki panoraması çizilir.
Hikayelerdeki kahramanlar, genellikle doğup bü-
yüdüğü çevresinde gördüğü soydaşlarıdır. Aynı
topraklarda yetiştikleri Romenler de, iki toplum ara-
sında paylaşılan acıların ve sevinçlerin anlatıldığı
hikâyelerde yerlerini alırlar.
Altay Kerim’in hikayelerinde psikolojik tah-
lillerden ziyade vak’a ön plândadır. Bu da onun ese-
rine sürükleyici bir anlatım kazandırmıştır. Türk
azınlığın günlük hayatında kullandığı atasözleri ve
deyimler ise onun hikâyelerine farklı bir renk katar.
MAREBE BATLİGİ
– Üy sahibi, Rustem akayin satip algan üş oka
koşkar etimen eki gün siylandilar. Kalabalık bir
üyge, senin üş oka etin ne bolacak. Safiye cengiy
yemek pişirmeğe bek usta ama, marebe zamani,
her şey kit, tapkanda bol bol pişire, tapmaganda
Alla’ga şükür etip otira. Kocasi ketirgen semiz koş-
kar etinden biringi güni, cimşaklik yerin tartıp, köb
etip köfte, bir de toralgan etni kariştirip lakşa şor-
basi pişirdi.Şalişmaga yaraganlar, epsi şöl işlerine
keteler. Bo sebepten, pişirilgen yemekler üylede
tuvil, erten bir de akşam asala. Safiye cengiy, ekin-
ci güni akşamga, iri süyeklerden şorba pişirdi.
Bütün gün, Alla’nin şicaginda şalişkanlar, şöl-
den keş kelip, süyey şorbasıman bir de sarimsakli
katik kariştirip kaşikbörekkc karinlarin adamakilli
toydirdilar. Babalari, Rüstem akay, tatar asin bek
süygeni usun özi toyip, közi de toygaşi aşadi. Miy-
desi sikmaga başlaganiman, katindalarina tuy-
dirmadan azbarga sikti. Damin aldinda üyülgen te-
zekler arasinda kuşak şeşipyatir, tişarsi karangi mi
kararangi. Herkez sofradan turgan sonra, Safiye
cengiy konani toplamağa başladi. Kona üstünde
üyülip kalgan süyeklerni körip:

– Ulim Erdinç, sen şölde şalişmadin ya, topla şo
süyeklerni bir şanakka da, at Mantir’ga, kemirsin.
– Cugiş kayerde neniy? Azir, konani da sürtip
çerine salayim.
Üyün kence korazi, Erdinç süyeklerni bir sa-
vutka totirip Sirt yaka karagan ayat kapisin bo-
sagasinda tokatgan, kart itni şakira:
– Mantir, Mantir, Mantir…
Ses seda yok, it te körinmiy. Aşaga iyilip ka-
rayim dep ayak buvinlarina castangan bala, bir taa
Mantir dep bakirmaga yetişmedi. Altina Mantir
cuvrip kelecegine, cilli-cimşak kara bir şey ha-
vadan ayaklarin arasina kelip karişti Süyk toli top-
rak şanakni kolindan kaşirip:
– Ay neniyim ayagim, ay neniyim ayagim diy
de, bir demiy. Erdinç, Sirt kapidan, oşşaklik işinde
kazan başinda otirgan nenesin katina, eki adimda
yetişti. Nenesi bolsin, abiyleri bolsin, dadalari bol-
sin balanın ayagina karap-karap:
-Ayagina ne boldi? Aytsa balam, ne boldi
ayagina diyler ama caba. Bala, ay ayagim dep se-
kirklep sekirklep cilay.
Balaban abiysi, Esat Sirt kapi betke karap tüş-
kende, ne körsın, babalarin lacüvert baskasi, çerde
catir. Babasin yapkan şakasin nenesine aytkaşi, ka-
pidan, babalari külimsirep kirdi:
– Men Mantir’men mi? Meni Mantir etkeni ne?
Men it tuvilman ya.
Şiraylarin atkan, nenesi bir yaktan, kence uli
bir yaktan babasin tazirliyler:
– Kartayacaksin, ölip keteceksin şo şirkin ki-
ligindan vazgeşmiyceksin. Ne anlay ekesin alemin
ötin patlatip? Bir de ulifi öti patlap ölgen bolsa niş
ler edin?
-Babay, mağa küsün cetkeşi, özin akran-
tenlerine küsün cetsin taa Lungan Rustem depe
canin çağalar, onlarin tillerin tiydiracagina, meni
korkizdirip oynaysin. Sağa katti darildim. Bir kaş
gün üy işlerin birakip, özbaşimman cürecekmen.
Senin ispetine otirmaycakman üyde. Şölge ketmiy,
üyde kakman ama, azbarda, damda işlerim pi-
tirgen sora bir de yaş müsirge bekşi kalaman. Men
de bir gün maile arkadaşlarimman raat oy-
naylamayman. Babasi, anavbir abiyimen her vakit
sert davransa daki, kence bolganindan, Erdinç’in
laf kaytarganina köp sefer köz cuma edi. Erdinç,
maile arkadaşlariman uydurgan planlarin yerine
ketiralmaganindan bek dargin edi. Şimdi, tamam
işin uydurdi. Mugaygan kişi bolip, bir kaş sefer,
üyden kaşip ketmekni köz aldina aidi. Üyden
kaşip, kayda barip onacak? Erdinç, üyden büs-
bütün kasmak niyetinde tuvil, o belli bir şiy. On
yasin bile totirmagan bir balaşik, bir kişkene köyin
kaysi kuvuşina sinsin? Bükreştiy, Köstenridiy bir

kasabada caytilip ketken bolsa, başka mesele. Ma-
rebeden evel, hele marebe zemaninda, köp malleli
kasabalardaki kişiler, bir birsin arü tanimay ediler.
Bazitena mailelerin terketilgen üylerine, ma-
gazalarina siyikkan insan bolsin, ayvan bolsin, bi-
revün istifin bizmaz edi. Marebe zemani canim!
Tecrübesi az, dünyanin sirlarini birer-birer üy-
renmek istegen yedi-sekiz yaşinda bir balanin me-
ragi, moysaga cegilgen bir ögizdiy ograşkan ba-
laban kişinin meragiman bir molmaz ke. Kişkene
bir köyde, radyodan, gazatadan kaber-teber al-
magan bir balanin macera iştasi bir tayşigin oy-
naklamak iştasina uşap kete. Ekinci Dünya Ma-
rebesin sonina taban, vaziyet karişmaga başladı.
Ana, marebeni Ruslar kazandilar, ana, Ame-
rikanlar memleketimizge, köyimizge sürip kir-
yatirlar, ana, Germanlar küvet alip Ruslarni gerisi
geri kuvalayatirlar, Köstencini Karaomer’ge bay-
lagan, köy kenarindaki taşcoldan Germanlarin,
Bulgaristan betke kaşkanlarina dair kaberler ku-
laktan kulakka dolaşa edi.
Rüstem akayin üyünde, ne bar bir şey yok.
Nenesi, kapi sekisinden su işirtip korkiligin şi-
gargan sonra, senin Erdinç’in akşam, bolip-geşken.
Zuvşuvni büsbütün unutkan, şimdi, onin akili fi-
kiri Künbatar bette, köy kenarinda taşcıl boyina ye-
tişip askerlerden kalgan eski-püski karap tapmak.
Köstencini Karaomer’ge baylagan taşcol boyinca
kazilgan endek işinden, müsürlik işinden, köy caş-
lari neler neler tapkan yoklar. Köy caşlarin koni
şkanlarina göre, eski altipat, akay kuşagi, ya-
kişikli kalem, stilou, silikten marebe kaskasi,
paraşta gibi yakut kizilli-biyazli yipekten tokilgan
paraşuta bezi, totlanmagan şatal, kaşik, pişak, zerli
gazlerge karşi maska, şaki, tank ya da kamyon,
motocikleta aydagan askerlerin kullangan kö-
zildirikleri, kuşak yerine pantalonga iliştirilgen las-
tikten tartkilar, türlü-türlü renkte tüymeler, bazi
bizik resim aparati, tozgan işkölmek, akiştan, kiska
cenli örmeler ve taa neler neler tabilmagan? Ballar
üşün az mi bonlar? Bonday yağma mali bir kişkene
balanin akilin kirslamaz mi?
Erdinç’in babasi, abiyleri kün tuvmadan yanip
şöle gönediler. Ertenmen herkezin işi bola. Birsi
tezmen tez şapasin taptay, anavbirsi, it alip kaşkan
bir sarigin şibin karap cüre, başkasi yasmanga su
totira, birsi, geşken gün küreşkende, piti sögilgen
pantalonin tiktire, bir kiz bala nenesimen barabar
üylelik aşaytni azirliy, bir abiysi kora işin aylanip,
pisken kavunlar küneşte şatlap kalmasin dep on-
larni toplay. Kence koraz pişip çata, yukisi aşilsa
daki, balabanların ketkenlerin bekliy. Uyde kalgan
nenesin, bir kaş kizmetmen közin poyalap, mutlak
taşcol boyina ketecekmen dep düşünip çata. Her
şey azir bolgan, üy başi Rustem akay:
– İşimiz köp ballar, atlaniz arabaga, colga erte
erte tüşiyik. Uy, azbar işlerine karasaniz, akşamga
kadar pitiralmazsiniz. Uzun, angişsiz arabaga yer
leşip, kün tuvar-tuvmaz şölge kettiler.
Töşekte yarim saat kadar kef etip catkan Er-
dinç, turip betin kolin cuvdi, bostan işine kirip, inci
kabikli bir yazlik karbizni tilim-tilim tuvil, kabigin
tügereklep arşip aşadi. Nenesin, siyirni savganin
beklep, üş baş ayvanni tuvarga koşip keldi.
Petre’nin kuyusundan suagaşman eki kopka tatli
su ketirip taşyakni da suga totirdi. Köp kizmetten
sofraga otirmaga unutkan nenesin katina yaklaşip:
– Neniy, neniy,
-E, ne?
-Sen bir şiy körmiysin mi? Eş bir şiy de-
nemiysifi mi? Dikkatman kara mağa, aşkiltan ben-
zim solgan yok mi?
-Evlâdim, ertenden beri men özimni birden
unuttum. Köp sefer, men üylege yakin kabinaman.
Senin karnin aşkan, mağa ne? Karnin aş bolsa
kirga kaş!
– Öziftni unutkanin üşün, barabar sofraga oti-
rayik diymen ya sağa. Ka, senin bir lafift bar da,
“Tizgen kadayiplarin şigarauysi, musindiracaksin
kişini!
– Balam, bugün sen bek şensin, sebebi ne?
-Aman neniy, sesin şigarma, körmedifi mi?
babay mağa bugün iş bermiy ketti. Ya unutti, ya da
akşam meni korkizdirgani üşün tatli yukumni kiy-
may ketti. Her halde, bugün maaga, sen de bek gü-
venme. Maile arkadaşlarimman toygaşi oy-
naycakman. Belki, üylede ötmek aşamaga bile
vaktim bolmaycak. Sen kence korazifîni acimaysifi
mi biraz? Üyle, azbarda kapali tutasiftiz kişini.
Men bir koziman, bir tayşikman. Sekirmem, cu-
virmam, şapkilmam kerek. Sanke sen balaliginda
akranlarinman oynamadin mi?
– Evlâdim, mağa kalsa, köy işinde tuvil istesefi
Köstencige ketip eğlen, babani katersin ka. Oni da
seslemek kerek. Pikarelikten yakasin kurtaralmay.
Oga da yardimci kerek. Marebe zemani, başka şare
yok ke.
-Neniy, sen şay desen, menim işim iş. Kerekli
işlemi becerdim. Teknege kamir aşitkasin. Bir eki
sepet toban taşiyim, ama purumni özifi cagarsin.
Kizartip şigargan köpmeşelerine, şimdiden avzim
suvi şibara ama, bugün meni de işim bar, çilli çilli
aşamaga kismet etmiycek, kalibi. Nenesi, başka iş
şigarmasin dep, nenesimen ötmek asap bol-
ganiman, aildina-artina karamay “Künbatar’ga”
dogri, kafesten şikkan kuştay izlandi. Köy ke-
narinda, yakinda bo kadar marebe kalintisi ta-
biisin? İnangisi kelmiy. Özin akilindan, maile ar-
kadaşlariman ketecek edi. Özin serbest körgemen
her şeyni unutti.? Nenesi körmegende, üyden şigip
kasti, colda bir tek balağa bile rastlamadi. Taşcolga
yakinlayatirganda, o yerlerde otirgan Radu Kokoş,
Erdinç’in körip lafka kirişti:
-Bizim mailede ne işlep cüresin? Ek-
seriyetmen seni arkadaşlarinman birlikte köre
edim. Bir zorin bolsa, aşy mağa, babanın dosti bol-
ganim üşün yardim etiyim.
Esli akayin, kişkene bir balaman anlayişli
konişmasi, Erdinç’ni kuvandirdi bala gönlin
aşip,niyetin anlatti.
– Nenea Radu, men merakli bir balaman. Köy
deşlerden, gacşlardan eşittim ke, bo yerlerde oyin-
caktir, kuşaktir, maskadir; kiyimlikrir tabila eken.
Usun mi, bilmiymen. Közimmen körmege keldim.
– Kardaşim, senin kulagina bir şeyler şalingan
ama, mesele denişti. Köyin aşikközleri cabilşip en
arü şeylerni sipirip aldilar. Sen, keş közifi aşkasin.
Yağma mali bir günlüktir bebeyim, yağma beş gün
sürmez.
Erdinç, savlikman kal aytip, akaydan ayrildi.
Köy kenari, köy işine uşamay. Kişi-mişi korinmiy,
ara-sira taşcoldan geşken yabanci maşinalardan
kişi korka tüşe. Endekni boylap tintmege korkkan
Erdinç sakina-ürke müsürligin cagasina kirdi. Mü-
sürlerin şitirdisi korkinişli. Kolinda bir altipat, ya
da omizinda bir tüpekli asker sigar aldima dep üş
buşuk ata.
– Eğer babam ya dar abiyim cibergen bolsa
meni minda, öttir-billa kelmez edim. Men kişkene
bir balaman. Bir de bir askerge rastlasam, mağa
kate bilecek? Param yok, turam yok. Aşlik ze-
manina rastlagan bolsa, belki meni bir koziday
soyip, taze etim aşar edi. Öz özine cesaret berip,
işeri betke cürüş etti. Akilina şü gümle kelip ayt-
maga başladi:
– Şaytan coytti men taptim, şaytan coytti men
taptim…” közi bir totli kirtke ilişti. Bo da menim
kismetim eken, alayim, abiyim, bir anaktar uydurir
oga. Bir eki taa adim atti, bir carti işkölmek parşasi
orapitlenip catir. Kim korse, ayagiman urip ke
tecek. Merakli Erdinç, ayagiman türtti, ayagin baş-
parmagi katti bir siyle rastladi. Tüz cügünip, eki
koliman eskini aşkanda, ne körsin. Kaz cimirtasi
balabanlikta, üsti kertleş-kertleş bir şey. Cani tuvil,
biraz totlanayim etken. Kolina alip karay, akirtin,
kiska pantolonun kisesine şiplap, işeri dogri ilerliy.
Közine başka bir şey ilişti. Balabanca bir şiy kö-
zildirik dese, bir şip tuvil. Bir közligin peşati tuş
ken, o sepebten belki çerde kalgan. Erdinç oni da
alip kaytti.

Tapkanlarin üyge aketse, abiylerinden kötek
aşaycak. Onin üşün Asip akayin korasin törindeki
taşkalavunda barip caşirdi. Derege kelip oynagan
ballar “korama dalmasinlar” dep yüksekse taş-
kalavman korşalagan akay, korasin.
Erdinç, derede ayagin kolin cuvgan kişi bolip
tapkanlarin kalavun arasina saklap, üyüne kay-
taytirganda, komşisi Mustecep’ke rastladi. Erdinç
şirin Mustecep’ke aytti. Caşirgan yerni ekevleşip te
kördiler. Perşembe günü arkadaşlarimizman top-
laşip baramiz da, arü bir şey bolsa, urus as-
kerlerine berermiş dep anlaştilar. Mustecep, maile
arkadaşlarina perşembe günü, onlarin da aketip
kösterecegine söz berdi. Hakikaten, Mustecep şo
günü bir kaş arkadaşin toplam Erdinç’ke keldi,
ama caba. Abiyleri Erdinç’ni katina alganlar şa-
liştirtatlar. Balanin ayaklari kollari bayii, her halde.
Ekinci günü cumaga biraktilar. Arkadaşlari Er-
dinç’nin katindan geşip:
– Ey dost, merak etesindin oynamağa, mina
biz, şimdi Papiy alarga dokiz taş oynamağa ke
temiz. İşin pitirgen sora, cuvur biz betke! Bugün
bolmasa, yarin körişirmiz. Cuma günü de başka
bir iş sikti ortalikka ke. Erdinç azbarlarin atlap şi-
galmadi, Mustecep, dörtbeş akranin katina top-
lagan, Erdinç’ni coklap cürü ama, faydasiz. Şaresiz
durum. O yaşta, balarga bir şeyin şirin topmakta,
eki-üş gün beklemek az tuvul. Anavbirlerine sözi
geşken Mustecep:
– Arkadaşlar, zavalli Erdinç bugün de yesir.
Eş bizge katilacak ümiti yok. Abiyleri her gün oga
kizmet sigaralar. Men diymen, özimiz ketiyik, kö-
recegimiz ufak bir şey. İşimizni beceralmasak ake
tip urus askerlerine berermiz. Boldi mi dostlar?
– Boldi, biz üşün eş bolmaz değen iş bolir mi?
dep cevap bergen Ercan, colga birinci tüştü. Anav-
birleri de onin artindan keldiler.
Üyle avgan, ekindige yakin, dere boyinda ba-
kalarman eğlenmeğe yanaşkan bir kaş kişkene
şompoyni başka yaka kuvaladilar. Caşirivli te-
mirden cimirtani bilgen sade Mustecep:
– Balaban bir kişi üstümüzge kelip otirmasin
ballar. Sen Amet bir de Papiy, bariniz şo kalav kö
şesinde köz kulak boliniz. Men de şo meretni şi-
garayim. Yeşil öletmen sarivli bir bizik kozildirik
bir de üsti kertleş cimirta şeklinde bir şey. Beş alti
şuvaliy Mustecep’in katina merakman tigildilar,
avizlarin aşmak istiyler ama…
-Bonday iş bolmaz arkadaşlar. Konağa otir-
ganday, menim etrafima tüverekliy yanaşifiiz. Epi-
miz köriyik, epimiz közlerimizni bakraytayik.
Mandaş kurulup ya da tüz cügünip otiriniz. Özin
sesletken Mustecep, kertleşli temimi kolina alip as-
tina karay, üstüne karay, bir şiy deneyalmay.
– Ber şoni men de köriyim değen Cenan, ay-
landirip üyüldirip körgen sonra, ul kardaşi
Şahip’ke itedi. Sahip ne anlasin, ciltiragan, ve
közge batkan bir şey yok ke arada, meragin alip
yavaş katindaki Ercan’ga tutturdi. O da:
– Arkadaşlar, biz bonin ne ekenin bilmiymiz,
patlamagan bir grenada yakut mina bolsa urus as
kerlerine beriyik de turganda konişalmagan, ku-
lagi de eşitmegen Cafer:
-A aaaa, İ ii iiii, … acayip sesler şigarip ci-
mirtani kolina aidi, kantarlagan kişi boldi, közin
tigip, ayerine-boyerine karadi da, bir usun tapti.
– Ka men köriyim değen Mustecep bir taa dik-
katman teşkerdi, hakikaten, bir şey darkatilganday
teneke uşi köre kaldi, Kolindaki bir şakimen anav
usun kiymildatti. Şo yerde, temirden cimirtanin
işinde fisildi eşitilmege başladı. Cenan:
-Ula, başligin sigardin kalibi, patlamasin şo
ulâ al mustecep, başifv üstünden at uzakka! Ba-
balari dogmiş bo eki araba bala bir birin sözinden
eş şikmaz ediler. Şimdi Mustecep, akrabasin ayt-
kanina beş para bermiy:
-Ceşken senenin başinda patlaycak o, dep
ballarin yerleşken kaya taşin ortasina bolgan ku-
vetimen urdi.
îşi pisildagan mina, taşka urulmasa da 15 sa-
niyeden sonra özi patlaycak eken, Kayağa izli tiy-
gende, kertleşleri bin bir parsa bolip, tüzcügünüp
otirgan alti balaşikni vücüdlerin karap etti. Bir
bombaday etip patlagan mina, bütün köy üylerin
kaltiratip, pencirlerni cangirdatti. Köydeşler, kaza
yerine, kökke kara buluttay köterilgen dumanni
izlap bardilar.
80-85 yaşinda, akili kaytmaga başlagan Fevzi
akay, bir kültöbe üstüne şikkan bakira mi bakira:
– Asib’in korasin tübinde yağma bar, yağma,
cüviriniz, yağmağa bariniz, yardimga cuviriniz!
-Kartbabayni eşitkenler şaşip kaldilar. Nege
inanmasin bilmiy kaldilar. Dere boyinda beş-alti
balaşik can bermege şapalana. Fevzi kartabayin
yağma bar, yağma değeni her kezge kucurli keldi.
Türkler aytkanday: “Açlar mısın, güler misin?”
Kaza yerine, üyleri yakin bolgan Musteceb’in
nenesimen bir abiysi salt yetiştiler. Arasi köp geş-
miy, Ercan’in nenesi, taa sonraki eki dogmiş
Cenan’man Şahib’in abiysi Benyamin de yetişti.
Musteceb’in nenesi Katife cengiy, balasi kan işinde
bolganindan, özin evladin taniyalmadi. Cüregine
bir temir parşasi rastlap şo anda ölgen Ercan’ni
körip balam ölgen dep bayildi. Oni, yakin bir ki-
şimi bir de ortanci uli köterip üyüne akettiler. Ka-
tife cengiyni catiştirdik değende Ercan’in nenesi,
Sayme tatay, uli Ercan’ni şalka catip ölip kalganin
körir-körmez özin coytip bayildi. Kiska boyli, ama-
tiri, şimiri eniştesi, Bilal akay baldizin eki kolindan
tutip arkasine minsetipturin, üyüne aketti. Dünya
bo ya, şo yerde alemin közine ne ilişti. Baldizi
uzunca boyli, Lungan Amet’in apakayi, Bilal akay
da kiska boyli, bayilgan apakayni sirtina salganda,
ayaklarin uşlari cerge sipiriltilip ketkenin körip kü-
limsiregenler de boldi. Kaza yerine bir süriv kişi
toplaşti. Aralarinda doktorliktan anlagan bir kimse
yok. Kazalangan ballarin kan işinde caldaganlarin
körip, katip yardim eteceklerin de bilmediler. Mi-
nani özin koliman kayağa patlatkan Mustecep’ke
karasafi; on koli, parmaklariman barabar uşkan,
sol kulagi kesilgen, tişleri uşkan, cerge kapaklanip
catkan,parmaksiz kolin, yokari köterip cerge ur-
ganda şirk şirk ete. Avzinden niıurnindan kan kelip
başi al kanga boyangan can bermege ograşa. Am-
casin uli, Cenan’in ne başında ne de közinde bir
cara bar. Sağlam bir kişidiy konişa ama, işine korki
singen. Sol cambaşin, nasil urgan mina, sanke şo
yerin bir kaşkir tişlep-tişlep aşagan. On kolindalki
ortanci parmagi bir terişikmen sarkip turi. Balaban
abiysi, Benyamin:
– Nesin üyde otirmadiniz, nesin kaşip kettiniz
şeklinde tazirlegende Cenan:
-Abiy, minav parmagim tüşyatir, beke aşiy,
degenen eşitkenlerin közleri, torlana uydi.
Özinden ekik yaş kişkene, Sahip kardaşi, kor-
kidan konişalmay. Kökregin on yaginda, baş-
parmak siyacak kadar bir teşikten, nefes algan say-
tin kan fişkira. Abiysi Cenan’day, onin da sol
cambaşi telme-teşik. Bir atin art ayagin itler katip
asap taşlaylar, ana şo pişimde culkkan sabiynin
etin, bir balabanca mina parşasi.
Onlarin katinda eki dogmiş: “Cumali’men
Bagiş bir carasiz kurtilganlar. Korkidan benizleri
sap-sari bolgan Cumali’men Bagişni, babasi tezmen
tez üyüne aketti. Bo eki dogmişin babesi, Mustecep
anav eki dogmiş Cenan ve Şahib’in babalanman
dogmiş. Demek babalari dogmiş yakin kişim ballar.
Bir arada eki cani atli, araba ketirdiler. Ka-
zalangan sabiylerni beyaz beyaz şayaplarga sarip
arabalarga yerleştirdiler. Bir arabaga Mustecep’ni,
katinda da bir dayisi, anav bir arabaga da
Cenan’man Şahip’ni, katlarina da Şahip’nin candan
dosti, bir akran, Erdinç’in babası Rustem akay yer-
leşti. Arabalar, akşam üstü Tekirgöl’ine cönediler.
Aur carali Mustecep, Tekirgöl’in obalari katinda
canin teslim etken, Cenan yari kesede. Sahip te sa-
baga yakin, areti – Erdinç’in atin sandiraklap san-
diraklap canin teslim etip bo dünyadan ketken.
Bütün köy, kurban ketken dört masimge acinip
keşe yuklayamadi. Herkez, azap işinde ölip ketken
sabiylerge tüşüne. Cumali’men Bagiş hesapta yok.
Öysemeee, zavallarin kollarina, sanlarina temir
parşalari kirgen, onlarin avrisi ekinci günü şik-
maga başladi. Bütün Tatar halki dört masumnin
cenazesine barganda, Keşfiy akay atli arabasin
cegip eki ulin Köstencige doktorga aketti. Bo eki
balanın adamakilli aru bolacagina inanacak köydeş
kalmagan edi. Çünki bir şene tuvil, eke seneğe
kadar doktorlarda cürip, ayaklarindan, kollarindan
temir parşasi şigarildi. Bagiş’in kol parmaklarinda
öte berli sakatlik kaldi, abiysi Cumali’de, cigit ye-
tişken sonra da, tavlanip bir akay pişimine ki-
ralmadi. Batlik cimirta, gimirta ketitir. Kozlaycak
bir kavik, yuvasinda bir batlik cimarta kördi mi,
onin üstüne yavaş yerleşip, taze bir cimirta kozlar,
kitkidalar uşar keter. Marebe batligi ölim ketirir.
Kaz cimirtasinday temirden tek bir marebe batligi,
sade bir köyde, Mustecep 11 yaşinda, Cenan 11 ya-
şinda, Ercan 10 yaşinda, Sahip te 10 yaşinda dört
masumnin canina cetti. Ya bütün donyada, Ekinci
Dünya Marebesinden sonra kazalanip ölgen bala
ve akaylarin sayisi kaş binge, kaş onbinge, kaş yüz-
binge minmen eken?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Paylaşımlar