0 Comments

Nogaylarda Beslenme Kültürü

Bir toplumun beslenme kültürü hayat şekliyle yakından bağlantılıdır. Hayat seklinin değişmesi, beslenme kültürünün de değişmesine neden olur.Bu bakımdan beslenmede göçebe ve yerleşik hayat biçiminde farklılıklar görülmekte, bu farklılık beslenme kültürüne de önemli ölçüde etki etmektedir. XVI. yüzyılda Nogaylar ile ilgili bilgi veren Jenkinson, onların beslenme sistemine de değinmiş ve eserinde bilgiler vermiş ve bazı değerlendirmelerde bulunmuştur. “Sahip oldukları büyük sayıdaki hayvanlar tek geçim ve zenginlik kaynaklarıdır. Genellikle at eti yerler ve kısrak sütü içerler. Mısırın varlığından haberleri yoktur. Ekmek yemezler. Hristiyanlarin tahıl tükettikleri ve tahıldan elde edilen içkileri içtikleri için güçsüz olduklarını, kendilerinin ise et ve süt ile beslendikleri için çok güçlü olduklarını savunurlar.” Evliya Çelebi de yukarıdaki bilgileri doğrulamakta ve “Tatar kavmi ömürleri boyunca su içmek ve yemek (ekmek) yemek nedir bilmezler. Eğer ekmek yiyip, su içerlerse hemen o saat ölürler. Devamlı at sütü, deve sütü, boza ve talkan içerler” demektedir.

Evliya Çelebi, Nogaylar’ın hayvansal ürünleri imal etmeleri hususundaki ustalıklarına temas etmekte ve Nogay kavminin yüz kırk kabilesi Heyhat sahrasında konup göçerken yaptıkları yağı Taman adasında sattıklarını belirtmekte ve “Kalmuk Heyhat sahrasına ayak basınca Nogay kavmi darmadağın olmuş, yağın da İstanbul’daki fiyatı yükselmişti” şeklinde bir açıklamada bulunmaktadır.

Yemekler ve içecekler

Nogaylar’ın millî yemeklerinin benzerlerini Orta Asya, Volga Havzası ve Kuzey Kafkasya’daki topluluklarda da görmekteyiz. Besbarmak, şaşlık, kımız yoğurt ve ayran gibi Nogaylar’ın sevdiği yiyecek ve içeceklere Kuzey Kafkasya’da yasayan bir çok topluluğun da rağbet ettiği görülmektedir.

Genel olarak et ve süt ürünlerinin hakim olduğu Nogay mutfağında, uygun iklim şartları söz konusu olduğunda sebze ve çeşitli bahçe ürünleri bulunur ve bunlar da kullanılırdı. Tavrida Guberniya’sinda (Vilâyeti’nde) yasayan Nogaylar elma, armut, ve üzüme özel bir düşkünlük gösteriyorlar, vişne ve inciri panayır ve pazarlardan satın alıyorlardı. Karpuz ve kavunu ise kendileri yetiştiriyordu. Tükettikleri bitkiler arasında soğan, biber ve sarımsak da ön planda gelmekteydi.

Et türü yemekler hususunda şunları söylemek mümkündür: Nogaylar, Orta Asya’nın, İdil Bölgesinin Türk topluluklarında olduğu gibi at, deve, koyun, sığır, kümes ve av hayvanlarının etlerini yiyorlardı. Nogaylar yazın koyun eti, kisin ise daha çok at eti yemekteydiler. Kisin mevsim hastalıklarına iyi geldiği gerekçesiyle taze tay etine rağbet göstermekteydiler. Taydan elde edilen yağın ise mide hastalıklarına iyi geldiği söylenmektedir. At etinden “qazı” denen bir çeşit sucuk yaptıkları gibi, bu kazıdan soğanlı yağda “quvırma” denen bir yemek de yapmaktaydılar. “Toltırma” da bir başka sucuk türüdür.

Genelde eti sulu olarak pişirirlerdi. Etin suyundan ise çorba yaparlardı. Kuzu etinden özellikle ilkbaharda “tabaq börek”, “qazan börek” yaparlardı. Besbarmak da sevilen et yemeklerinden birisiydi. “Quvırdaq” ve bunun bir başka çeşidi olan “quvırma” da hoşlanılan et yemekleri arasındaydı. Çobanlar ise “kurleme” isimli yemeği yapmaktaydılar. Balığın bulunduğu bölgelerde de özellikle kızartılarak balık tüketilmekteydi. Ekmeğin rağbet gördüğü yüzyıllarda da yaşlı Nogaylar darıdan ekmek pişirirlerdi. Az gelirli olanlar ise darıdan “malay” (börek biçiminde ekmek ) üretirlerdi.

İçecek olarak Nogaylar’ın fazla su içmediklerini yukarıda belirtmiştik. Kımız, Nogaylar arasında önemli bir içecek olarak görülmektedir. Kımızın kuvvetlendirici bir içecek olduğu ve sağlığa yararlı bulunduğu seklinde bir inanca sahiptiler. Özellikle akciğer ve mide hastalıklarına karşı etkili bir ilaç olarak da kımızdan yararlanmaktaydılar, Sütü ise çiğ olarak içtikleri gibi, yoğurt, peynir ve ayran olarak da tüketmekteydiler. İnek ve koyun sütünden beyaz peynire benzeyen ve yaygın biçimde yenen “pıslaq”ı hazırlamaktaydılar.

Kışın sütün ve Kımızın bulunmadığı zamanlarda boza yapmaktaydılar. Düğünler ve törenler için çok miktarda boza yapılıyordu. Boza topluluk içinde törenlerde tüketilen içeceklerden biridir. Balboza ve şerbet de diğer içecek türleri arasında sayılabilir.

Nogaylar’ın içecekleri arasında Nogay çayının özel bir yeri vardır. Bu çay bir çok topluluğun beslenme kültüründe yer almaktadır. Bu çay bazı topluluklarda Kalmuk çayı olarak da isimlendirilmektedir. Türkiye’ye göç etmiş Nogay Türkleri’nin beslenmelerinde hâlâ Nogay çayının önemli bir yeri olduğu müşahade edilmektedir.

Mutfak Araçları ve Yemeğin servisi

Yemeği genellikle kazanda pişirirlerdi. Bir kaç çeşit kazana rastlanmaktadır (Kulaklı kazan gibi). Kap-kacaklarin çoğu tahtadandı. Bazılarını ise kamıştan yapıyorlardı. Saba, tulıq, torsıq ve artpaq dedikleri torba ve tulumlar ise deriden yapılıyordu. bazı sütlü yiyecek ve içecekleri kurutulmuş kabaktan yapılan kaselerde yemekteydiler. Mutfak malzemesi yapan ustalara “agaş usta” adı verilmektedir

Yemek, üyken üyde (büyük evde) yenilirdi. yemeği dağıtmak için büyük kaşığı kullanma, kadının evdeki üstünlüğünün sembolüydü. Bunu yalnız yaşlı kadın, onun bulunmadığı hallerde en yakın yardımcısı yapardı. Yemek bazen sırayla yenirdi. Bazı kereler ise ayni anda, ama gruplar halinde yenmekteydi. Böyle bir gruplaşmada yaş grupları gözönüne alınırdı. Yaşlılar birarada bulunurlar, aile reisinin karisi da onlarla birlikte sofrada yer alırdı. Bu sofrada ki oturma düzeninin en orunlu (üstün) yerini teşkil ederdi. yemeği dört ayaklı, ayakları kısa masalarda yerlerdi. Eğer misafir gelirse, gençler sofradan çekilirler, yerlerini misafire bırakırlardı. yaşlı erkek ve kadınlar misafirlerle birlikte yemeğe devam ederlerdi.

Nogaylar özel günlere büyük önem vermişler ve kutlama günlerini de birlik ve beraberlik duygusuyla geçirmişlerdir. Nevruz bayramına büyük önem vermişlerdir. Bu bayramlarda kazanlarda koyun ve at eti pişirilirdi. Nogaylar’ın bir kısmı Nevruz bayramında evlerinde yemek yapmazlar, köy kenarına çıkarak sadece getirdikleri sütü içerlerdi. Köyün bütün gençleri ve yaşlıları köyün kenarında toplanırlar, inekleri ve kısrakları, develeri sağıp çevrelerindekilere süt dağıtırlar ve birbirlerine sütle saygı gösterisi yaparlardı. Bu bayram yemeği en yaşlı kişinin duası ile başlatılır, sütü alan kişi süt taşını iki eliyle tutarak güneşe bakar ve yere sıcaklığını versin, vaktinden önce kavurtmasın diye de dua ederdi. Sonra bir kaç süt damlasını yere damlatır, sütten biraz içip çevresindekilere dağıtırdı.

Sonuç

Nogaylar’ın yemek kültürü genel olarak Türk beslenme sistemi ile uyum içinde gelişme göstermiştir. Başlangıçta hayvanî maddelerden yararlanarak yiyecek üretilirken, daha sonraları başka malzemeler de yemek kültürü içinde yer almıştır. Onlar farklı bölgelere göç ettiklerinde o bölgelerin yemeklerini kendi yemek kültürleri içine aldıkları gibi, kendi yemeklerini de değişik toplulukların yemek kültürlerine aktarmışlardır.
Doç Dr. Mehmet ALPARGU

BESLENME
Nogay milli yemekleri Türkistan ve Kuzey Kafkasyadakilerinin benzeridir. Ancak zamanla köken olarak aynı olmalarına rağmen bunlardan biraz farklılaşmıştır. XIII. Yy. da özel et ve süt yemekleri daha yaygındır. Bunların yanısıra darıdan yapılan yemekler de vardır. XV. Yy. ortalarına doğru Pyatigorya reyonunda ekincilikle birlikte ekmek üretmeye başladılar. Matvey Mekovky, Nogay yemekleri üzerinde çalışmış olup XVI. Yy.da verdiği bilgilerde süt yemekleri yer alıyordu. Bunlardan “kumuz”kımız en önemli besin kaynağı idi. Diğer araştırmacılardan birisi olan A. Cenkinson, C. Delukka XVI-XVIII. Yy.da Nogay yemeklerini tanımlayıp et ve süt yemeklerinin Nogay mutfağındaki yoğunluğunu anlatmıştır. Fakat XVIII yy. başlarında Oleariy, Tatar diye tanımladıkları Nogayların tavuk ve un yemeklerine dair de bilgi vermektedir. XVIII yy. da çeşitli bölgelerde yaşayan Nogayların yemek kültürü hakkında geniş bilgi verilmektedir. Pavolyiye Nogaylarının yemek kültürünü analiz eden S. Gimelin’e göre, Nogaylar ekmek pişiriyor, unlu yiyecek hazırlıyor, at, koyun ve sığır etinden yemek hazırlıyorlar, pilav pişiriyorlardı. Güneşte kurutulmuş çeşitli balık türleri de yeniliyordu. İ. G. Georgiye göre Nogaylar yiyeceklerini hayvancılık ve bazı bostan bitkilerinden hazırlıyordu. Onlar, et, süt, peynir, yağ, pilav ve çeşitli yabani ve üretimi yapılan bostan bitkilerini tüketiyorlardı. Yazın karpuz, yemiş (kavun) ve özellikle Kırım’dan tedarik edilen çeşitli otları yiyorlardı. Yemek, genellikle kadınlar tarafından hazırlanıyordu. Erkekler hayvan keser, derisini soyar, parçalar ve daha sonra kadınlara verirlerdi. Kadınlar da bu etlerden çeşitli yemekler hazırlıyorlardı. Orta Asya / Türkistan, Kuzey Kafkasya ve Povolyiye (Kırım’ın Kuzeyi) halklarının çoğunda olduğu gibi Nogaylarda at, deve, koyun, sığır ev kuşları (tavuk, ördek, kaz, hindi) ve yabani kuşların eti yenilirdi. D. Şıtalter’in ifadesine göre; Nogaylar yazın, koyun, kışın at yeti yerlerdi. Beslenmiş atlar genellikle sonbaharda kesilirdi. Kulun ve tay etleri çok sevilir ve bazı hastalıklara karşı ilaç olarak kullanılıyorlardı. Kulun / Taypiy (yağ) “Komkazı” bazı mide hastalıklarına iyi geliyordu. At etinden Kalbasa (Salam), “Kazı” hazırlanıyordu. Bunun için atın düz bağırsağı (as-sek) iyice yıkanıyor ve bir ucu sıkıca bağlanıyordu. Sonra bu bağırsak küçük parçalara ayrılmış yağlı etlerle dolduruluyor. Bol miktarda öğütülmüş karabiber ve sarımsakla dolduruluyorlardı. Bağırsak doldurulduktan sonra, ikinci ucuda bağlanıyor kurulması için asılıyordu. Kazı-Kalbasan kızartılmak, kurutulmak suretiyle ve çiğ olarak yenilebiliyordu. Etten “kuvarmış” diye bilinen bir yemek hazırlanıyordu.[19]Biz, Karaçay – Çerkezki’de yazar İsa …….evinde misafir etmiş tavuk yahni ve balık kızartma yemiştik.[20] Yazarlar grubunun Nogaylarla ilgili verdiği bilgilerden Bozkır beslenme kültürünün özelliklerini ve Nogayların yerleşik yaşam dönemine geçme dönemlerini izleyebiliyoruz.

Nogaylarda at ve koyun etinden “Toltırma” denilen salam türü bir yemek hazırlanırdı. Bunun için kıyılmış et bağırsak parçaları ile karıştırılıp düz bağırsağa doldurulup iki ucunu da bağladıktan sonra bacada kurutuyorlardı. Toltırma hazırlanırken arta kalan et kurutulurdu. Buna “kaak et” denirdi. Kornisa’nın belirttiğine göre ince bir şekilde doğranılmış etten erkekler tarafından “Taramu” denilen özel bir yemek hazırlanırdı. Taramu yemeği Nogay erkeklerine olan kardeşlik bağı ve değerlerin korunması için bu yemeğe kadınlar kesinlikle dokunmuyorlardı.[21]

Güney Azerbaycan Türklerinde “Bibi Sofraları” kurulur. Bu yemekler adak yemekleridir. Bunlara erkekler alınmazlar. Özbek Türklerinde de evlilik merasimleri döneminde sadece yaslı kadınların katıldıkları meclisler vardır. Bunların benzerini Hakas Türklerinde de girebiliyoruz. Nogayların yemek kültüründe yumurtanın özel yeri vardır. Yumurta hazırlop olarak yenilirdi. Yumurta aynı zamanda soğanla birlikte yağda kızartılır “kaygana” denirdi. Çiğ yumurta kaynatıldıktan sonra peynir parçaları, süt tereyağı ve tuz ilave edilerek “yomeke” denilen yemek pişirilirdi.[22] Nogayların koykanası Azerbaycan ve Anadolu’da Kaygana/Gaygana olarak bilinmektedir. Nitekim Nogaylardaki kürenke ağırlık birimi Azerbaycan Türklerinde Kirvenge olarak biliniyordu.

Nogaylarda et yemekleri genellikle bayram günleri veya törenlerde yenilirdi. Süt ve süt ürünleri ise, Nogayların kullandıkları günlük tüketim maddeleri idi. Nogay mutfak levazımatı; Şara, Saplı, Şanak, Kaşık, Nelbeki (tabak), Saplıoyak, Tepşek (tabak), Savak, Ojacı (kepçe türü), Oyman (büyük tabak), Şomiş (büyük kaşık), Şolpu (süzgeçli kaşık), Yalgacı (büyük kepçe), Telpek (büyük çanak), Tos togay (kase), Şapşak (fıçı), Şelek (Saka omuzluğunun ucundaki ahşap kava), Kuen (omuzluk), Tobak (tabak), eleken /tekene (elek), Suzgiş (süzgeç), Şanışkış (çatal), Tuygiş (havan eli), Avonkov (tahta boğumlu kavonoz), Ezayak (ayaklı ahşap testi), Sis (uzun şiş), Kumgan (ıbrık), Şalmek (çömlek)tir. Bunlardan Tuygiş’in Azerbaycan Türkçesindeki ismi Hevenç –deste’dir. Kumgan’ın ismi ise Sehenç’tir.
DR. YAŞAR KALAFAT

Tatarlar eski çağlardan beri tarımla ve hayvancılıkla uğraştıkları için yiyecek maddeleri de tarımsal ve hayvansal ürünlerin tamamıdır. Bu yüzden mutfaklarında hamur işine ağırlık verilmiştir. “TATAR KAMURSUZ TOYMAZ.” Sözü bunu doğrular. Tatarlar şimdiye değin yemek kültürlerini yitirmemişlerdir

Yiyecek içeceklerle ilgili kullanılan araç gereç ve kapkacaklar

PEŞ (Fırın)
Eskiden her evde kullanılmasına rağmen, değişen çağa ayak uyduramayan peş, yok olmaya yüz tutmuştur. Şimdi evde kullanılan peş; kerpiç, tuğla ve kiremit parçalarından yapılmaktadır. Peş, evin içinden bir odanın duvarına bitişik olarak yapıldığı gibi, dışarıda ayrı olarak da yapılmaktadır. Yakacak olarak saman kullanılmaktadır. Bu fırınlarda hamur işleri yapılmaktadır. Kışın da soba yerine kullanılmaktadır. Ayrıca bazı peşlere sıcak su elde etmek için ve hamamlık dediğimiz banyo ihtiyacını gidermek için bölümler eklenmiştir.
Peşte kullanılan araç gereçler ise
Sürgüş,senek, şiş:Sürgüş : Peşin yakılması sırasında samanı peşin içine sürmek ve peşin içindeki yanmış samanı çıkarmak içır kullanılır. Yapısı en basit şekilde tanımlayacak olursa, 1 buçuk metre uzunluğundaki bir sırığın ucuna geniş bir tahtanın çakılmasıyia oluşmuştur.
Senek : Oşagk (saç ayağı) ve üzerine konulan Örtmeğ-şası (ekmek saçı) peşin içine koymak ve içinden çıkarmak için kullanılır. Büyük bir çatala benzer.
Şiş : Peşin içinde yanmakta olan samanı alevlendirir. Şiş ile saman karıştırılıp havalandırılır. Böylelikle ateşten daha çok yararlanılır. Yapı olarak uzun, demir bir çubuktur.
Oşagk ve Ötmeğ Şaşı : Oşagk, saç ayağıdır. Üç ayağı vardır. Örtmeğ şaşı ise pişirilecek olan ekmek ya da hamur işinin konulduğu saca denir.
Mutfak düzeninde, bir değişiklik yoktur. Tipik Türk mutfağı örneğidir. Tel dolap, buzdolabı ve tabakların dizildiği raflardan oluşur
şöyün kazan:Yapı itibariyle dökümden yapılmış olup, derince bir kazan çeşididir. Hamur işi yemeklerinin kızartılmasında kullanılır.

ÇORBALAR
Oğmaç Çorbası :

200 gr.un, 150 gr. kıyma, tuz, 1,5 lt.su, salça ya da kırmızı biber, 125 gr. Yağ.
Yağ ile kıyma kavrulur. Salçası konur. Su ve tuz katılır. Kaynayan suyun içine elle ovulan hamur (oğmaçlar) atılır. 25 dakika sonra servise hazırdır.
Bu çorbada, aynı zamanda süt kullanılarak Odunpaza-rı’nda da yapılır. Burada kültürlerin birbirlerinden etkilendiği görülmektedir.

Mercimekli Lakşa Çorbası :

Haşlanmış yeşil mercimek içine kavrulmuş soğan ile un eklenir. Kaynatılır. Öte yanda bir hamur yapılır yufka açılır. Bu yufkadan kibrit çöpü şeklinde kesilen hamurlar, çorba kaynarken içine atılır. Yoğurtla ve üzerine kızdırılmış yağ gezdirilerek servis yapılır.

Kartoplu Topal Çorbası:

Yağda soğan, sonra un kavrulur. Su ya da et suyu eklenir. Kaynatılır. Pişmesine beş dakika kala, patatesler incecik dilimler halinde kesilir ve ,çorbaya atılır.
Başka bir kapta un, yumurta, su ve tuz çırpılarak yumuşak ve özlü bir hamur hazırlanır. Çay kaşığı ile küçük toplar oluşacak biçimde bu hamurdan kesilip çorbaya tek tek atılır. Kaynatılır. İçine çırpılmış yumurta sarısı eklenerek ateşten indirilir.

YEMEKLER
Kuzu Sorpa :
Bir tür haşlamadır. Kuzunun bel, kol ve but bölümlerindeki et, kemikli ve iri parçalar halinde parçalanır. Et, tencereden hafif ateşte kendi yağı ve suyu ile kavrulur. Sonra üzerine su eklenir, kaynatılır. İnce kıyılmış taze soğan, taze nane yaprakları, kıyılmış dereotu da eklenir. Etler pişince başka bir kapta hazırlanan un, yoğurt, yumurta sarısı karışımıyla terbiye edilir. Et ve sulu bölüm birlikte servis yapılır.

Nogay yemeklerinde hamur işleri daha çok yer alır.

KAŞIK BÖREK ÇORBASI: Mantı şeklinde yapılır. katlanış tarzı kare şeklindeki hamurlar önce üçgen şeklinde katlanıp sonra iki ucu birleştirilir.
sulu olarak pişirilir. servis yapılırken arzuya göre sarımsaklı yoğurt konur.
Bu çorba çeşidi gelenaksel olarak cenazelerizin 40. günü gelen misafirlerimize mevlüt sonrası ikram edilir.

ÜYKEN BÖREK: Biz tatarların mantısıdır. su_un_yumurta_tuz ve suyun karışımından bir hamur meydana getirilir. Hamur açılır ve yuvarlak bir küçük kalıpla kesilir. mesela çaybardağı gibi. kesilen hamurlara kıyma konarak yarım ay şeklinde katlanır ve sıcak suya atılıp pişirilir. suyu süzüldükten sonra yağlanarak servis yapılır.

KALAKAY:Tepsi böreklerinden bir hamur işidir. su_un_yoğurt_tuz ve kabartma tozu genelde tüm hamur çeşitlerinde olduğu gibi yoğrulur. Hamur tepsiye alınarak üzeri bıçak yardımıyla süslenir. Bıçağı çok derine batırmadan üzeri çizilir. yumurta sarısı sürülür ve pişirilir.
En çok hıdırellez zamanı yapılan bir hamur işi diğer günlerde yapılır tabiii… ama kalakay deninince aklıma hıdırellez geldi. Very Happy

SARBURMA: Bazı yörelerde bu börek kol böreği ile adlandırılır. su_un_tuz ve suyun karışımı ile bir hamur elde edilerek bu hamurdan 20_15 yufka açılır tabiki bu miktar tepsi nin büyüklüğüne göre değişir. yufkaların içine patatez _ peynir _kıyma gibi iç malzame konularak sarılır ve bütün hamurlar tepsiye yuvarlanarak konulduktan sonra üzeri yumurta veya yoğyrt sürülerek pişirilir.

ŞIR BÖREK (ÇİĞ BÖREK): Genelde herkes tarafından bilinen bir hamur işimiz. Halk arasında bilinen ismi çiğ börektir. Fakat asıl adı ŞIR BÖREK Hamur işinin pişirilme esnasında çıkardığı sesten dolayı şır börek ismini almıştır.
un_tuz_su bu malzemeler karıştırılıp bir hamur elde edilir. hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar kopartılır ve tabak büyüklüğünde açılır. Öte yandan iç malzemesi olarak kıyma soğan tuz karabiber karıştırılarak bir iç malzeme oluşturulur. Açılan hamurların yarısına kadar konulup yarım ay şeklinde rulet yada tabağın kenarı yardımıyla ağızları kapatılır ve ısınmış olan yağa atılarak arkalı önlü kızartılır.
Eskişehir’in ünlü şeyleri arasında LÜLE TAŞI’ ndan sonra 2. sırayıda
ÇİĞ BÖREK (ŞIR BÖREK) almaktadır. Eskişehir’e yolunuz düşerse bu
hamur işimizi tatmalısınız. Very Happy

Daha birçok hamur çeşitlerimiz var bunlardan aklıma gelenlerden bazıları şunlar. SARAY BURMA TATLISI _ KATLAMA (Bu hamur işimiz düğün sahiplerine hediye olarak sunulur). TAVA LOKUM _ KIRDE

Göbete (Köbete) :

1.5 kg. un, su, bir çorba kaşığı tuz, yarım kilo kıyma, , bir tatlı kaşığı karabiber yağ.
İç Hazırlanışı: Kıyma, yarım çay bardağı yağ ile kavrulur. Ayıklanmış ve yıkanmış pirinç katılır. Yarım su bardağı su eklenip pişirilir. Sonra 25 gr. Karabiber katılarak karıştırılır. Un, tuz ve su karıştırılarak hamur yapılır. Daha sonra küçük yumaklar halinde ayrılır. Her yumak ayrı ayrı açılarak, kurumaya bırakılır. Yalnız pazılar açılırken, nişas-talı un kullanılır. Kuruyan yufkalar, kat yağlanarak tepsiye dizilir. Yufkaların yarısına gelince ara malzemesi olan içi yayılır. Sonra diğer yufkalar yağlanarak tepsiye dizilir. Üst kısmı biraz yağlanarak fırına verilir.
Göbete ayran, hoşaf ve çay ile sunulur. (GENELDE BEBEK MEVLÜT’lerinde yapılır.)

Cantık :

Un, su ve tuzla hazırlanan hamur, küçük parçalara ayrılır. 105 cm. çapında açılır. Yağlanarak üst üste yerleştirilir. Bu dizilerden biri cantığın alt hamuru, öteki üst hamuru olarak düşünülür. Tepsi yağlanır. Alt hamuru oluşturan dizideki hamurlar elle açılır, tepsiye döşenir. Araya kıymalı patates yemeğinin suyu ayrılarak kıyma ve patatesleri yayılır. Üzeri, ikinci dizideki hamurlar da elle açılarak kapatılır. Alt ve üst hamurlar tepsi çevresinde elle bükülerek kapatılır. Fırında pişilir. Fırından çıkan cantığın üst kısmı bıçakla kesilerek kapak gibi açılır. Ayrılan patates yemeğinin suyu dökülür. Bu kapak yeniden kapatılır. Beş dakika sonra servise hazırdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Paylaşımlar