0 Comments

Nevzat Yusuf Sarıgöl
(Sarıgöl, 1936 -)
Günümüz Dobruca Türk Edebiyatının en
güçlü isimlerinden biridir. 1936’da Sarıgöl (Albeşti)
köyünde doğdu. İlkokulu köyünde, ortaokulu
Mangalya’da, liseyi de Köstence’de okudu. 1962’de
Bükreş Üniversitesi Filoloji Fakültesinden mezun
oldu. Aynı üniversitede okutman olarak göreve
başladı. Hâlen bu görevini devam ettirmektedir.
1991-1995 yılları arasında ise, Ankara Üniversitesi
Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nde misafir öğ-
retim görevlisi olarak çalıştı.
Şiir ve hikâyelerinin yanında, hazırladığı
antolojiler ve çevirilerle, Türk Edebiyatının Ro-
manya’da tanıtılmasında önemli bir rol oynadı.
Ayrıca dilbilimi, folklor, edebiyat, etnoloji ko-
nularında yayımlanmış birçok bilimsel çalışması
vardır. Kitap hâlindeki çalışmalarından bazıları
şunlardır: N. Iona – N. Yusuf – A. Boube, Din Lirica
Turca Contemporana (Çağdaş Türk Şiiri), Buc. 1974;
N. Yusuf – N. Iona, Antologie de Poezie Turca de la In-
ceputuri Pina Azı (Başlangıçtan Günümüze Türk
Şiiri Antolojisi), Buc. 1979; N. Yusuf, Poetia Po-
pulara Turca (Türk Halk Şiiri), Buc. 1986; Nevzat
Yusuf – Nermin Yusuf, Nasrettin Hoga ‘ga Dair Ma-
sallar, Buc. 1983.
Türkiye Türkçesi ve Romence olarak kaleme al-
dığı şiirlerini kitap hâline getirmeyen Nevzat Yusuf,
Kırım Tatar Türkçesiyle yazdığı hikâyelerini, Ta-
banıma Gömelek Çaktım (Buc. 1995,142 s.) adıyla ya-
yımladı. Hikâyelerinde, Sarıgöl’de geçirdiği, atının
daha iyi koşacağına inandığı için “tabanına gömelek
çaktığı” (tabanına kelebek sürdüğü) çocukluk gün-
lerini, okul yıllarını, bayramları, hıdırellez ve tep-
reşleri anlatır. Hikâyelerini, araya koyduğu te-
kerlemeler ve manilerle süsler. Bu sebeple eseri,
folklorik malzeme bakımından da önem arz eder.
Bir taraftan da sosyalist rejimle, kendi topraklarını
ekip biçerlerken kollektiflerde işçi olarak çalışmak
zorunda kalan soydaşlarımızın dıramını; İkinci
Dünya Savaşı’nın getirdiği yokluk ve sefaleti an-
latır. Bunları dile getirmeyi ve “öz diliyle” sonraki
nesillere aktarmayı üzerine düşen bir görev sayar.
Fakat hikâyeleri, daha ziyade denemeye ve hatırat
türüne yaklaşmaktadır.
Nevzat Yusuf un asıl güçlü yanı ise şairliğidir.
Hikâyelerinden farklı olarak bunlarda Türkiye
Türkçesi kullanır. Romence şiirleri ve Romen şa-
irlerinden yaptığı çevirileri de vardır. Henüz ki-
taplaymayan bu şiirlerinde, orijinal hayaller ve sem-
boller ön plâna çıkar. Bunlar, onun gerçeküstücü
(sürrealist) bir şair olduğunu göstermektedir. Ko-
nuşma dilinden uzaklaşan, yeni ve yoğun çağ-
rışımlarla örülü, mensur şiire yaklaşan bir üslûbu
vardır. Bu haliyle, bizdeki İkinci Yeni’cilere benzer.
Şairin şiir lügati oldukça geniştir. Şiirleri, alı-
şılmamış tamlamalar ve sembollerle yüklüdür.
“9×9+1”, “Celladın Başkalaşması”, “Uçtu Kelebekler
Mavi Babamın Gözünden”, “Mavi Tuna’nm İkinci
Senfonisi”, “Yağmur İçin Dokuz Kafatası” gibi şiir
başlıklarından da anlaşılacağı üzere, birbirinden ol-
dukça farklı kelimeleri bir araya getirerek şiir diline
çağrışım zenginliği kazandırır. Diğer şairlerde gör-
düğümüz, yeterince işlenmemiş dile karşılık, ya-
zarın kendisini kolay eler vermeyen bir üslûbu
vardır. Lirik şiirlerinde bile şair, kendisini ger-
çeküstücülüğün etkisinden kurtaramaz.
Nevzat Yusuf, Romanya Türkleri ede-
biyatında şiire derinlik ve genişlik kazandıran bir
şairdir. Gerek Türk, gerekse Romen edebiyatına
vâkıf olan yazaın sanatı, geniş bir kültür birikimine
yaslanmaktadır.

KETTİN ANAM, KETTİN!
Kettin anam, kettin,
Mında biz kaldık talpınıp;
Kömdin kültöbege, kömdin,
Tandırdaki son kornı, kömdin,
Şangıdı artından Sarıgöl’nın tozı,
Bo eken manlaydakı yazı.
Kettin anam, kettin
Biz kaldık artından karap,
Esti Kıbladan cavınlı celler
Ketirdi kalbimizge mönli künler
Kettin anam, kettin,
Bürünip Sarigöl’nin kokısına,
Kaldık mayraşıp özbaşma,
Eştik sarıbaşık korkımızga,
Örttik yarı kalgan tüşümizni
Batkan küneşin şavkına.
Közyaşları şimdi dalga dalga,
Ura tura azbar kapısına.
Kettin anam, kettin,
Babamlarga köpten köp selam
Kaldı artında beş balan,
Kettin anam, kettin, anam,
Östi koramızda bir fidan
Pişirgen aşın damı tanlayımda
Kaydan esti bo hasret, kaydan?
Köyimizin deresinde, şimdi bile
Şınlay tura aytkan dürkülerin
Singen Sarigöl’nin kızgın toprağına,
Közindeki kaverenkli gömeleklerin.
Kettin anam, kettin, anam
Karşıgada söndi şavklar apar-topar,
Biz kaldık mında öksüz, anam,
Cüregimizde şimdi burık hasret bar
Kettin anam, kettin anam!
Anam, anam eş unutalmayacakman, eş unu-
talmayacakman son körişmemizni. Şimdi bile akı-
lımda, hepsi, tam bolganınday, eş unutalmayman,
zaten unutmakta istemiymen.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Paylaşımlar