Basir Abdullin
(Astrahan, 1892-1937)
Basir Abdullin, otuzlu yıllarda Nogaylar arasında bilimi ile öne çıkmış bir kişidir. Astrahan
şehrinin Tiyek köyünde 1892 yılında doğmuştur.
Gençken müslüman okulunu bitirip sonra Astrahan ve Kazan şehirlerindeki medreselerde okumuştur. Yazar, Arap ve Rus dillerini biliyordu ve başka kardeş milletlerin edebiyatları ile de ilgileniyordu.
Nogay aydını Abdul-Hamid Canibekov ile, ayrıca o zamanlarda millet kültürünü geliştiren başka
kişilerle de tanışıyordu.
Sovyet rejiminin yeni yerleşmeye başladığı yıllarda Abdullin Astrahan bölgesinde ağalar ile
mücadele etmiş, sonra otuzlu yılların başında Karanogay bölgesine göçmüştür. Terekli Mektep’te
“Kızıl Bayrak” gazetesinde çalışmış, edebiyat ile uğraşmıştır.
Yazar halkın tarihi, kültürü, adetleri, sözlü edebiyatı hakkında derin bir bilgiye sahipti ve
bunları yazarlık çalışmalarında ustaca kullanmıştır.
KIR BATIRLERI
Beseydin kün orta betinnen esken küşli yel, ken
kum maydanlıklarma yetip, kumlardı bir yaktan
ekinşi yakka köşirip, suvı kevip, suvsız kalgan
şukırlarga, töbesi kökke yeteyek bolıp turgan üy-
ken tavlarga… tagı sonday köp yerlerge barıp yetti.
Küşli esken yel neşe yıllardan beri kum may-
danlıgın özine karatkan, özinifi üykenligine savlay
eldi hayran kaldırgan şıksız tamın şirin baslagan
üyken terekti bir köterüvde kökke uşırıp yer men
ten etti.
Kum maydanı özinifi burmgı bolısınnan
ayırıldı, ol küşli yeldin ıgma karap yığıldı.
Uzaktan kelgen avaz onıfl ata-babalar zama-
nınnan kelgen eskilik oym yıkpaga, halk üstindegi
avırlıklardı taydırmaga yollar körsetti.
Eldin tmışlıgm buzgan korkmışlı yeldin avazı
sofuna karay bilbiller avazına neşik barmaklar so-
gılıp turgan küşli dombıradm avazına usap başladı.
Yaşagan âdemler kördiler, ama yel köp âdem-
lerdi teren şukırlarga, kum deriyalardm astılarma
da tıgıp, taslap kaldırdı.
Bu yel eki klass arasında şıkkan yel edi.
KIRYİĞİTLER
Beseyin gün ortası tarafından esen güçlü yel, geniş
kumluğa ulaşıp, kumlan bir taraftan bir başka tarafa
savurup, suyu kurutup, susuz kalan çukurlara, tepesi
göğe ulaşmak isteyen büyük dağlara… ayrıca bu şekilde
pek çok yere varıp yetti.
Güçlü esen yel, nice yıllardan beri kumluğu kendine
baktıran, büyüklüğüne bütün ili hayran bırakan, çiysiz
daman çürümeye başlayan büyük ağacı bir kaldırışta
göğe uçurup yerle bir etti.
Kumluk eski halinden uzaklaştı, güçlü yel tarafına
doğru yığıldı.
Uzaktan gelen ses onun atalardan beri gelen eski
düşüncesini yıkmaya, halk üstündeki ağırlıkları yok
etmeye sebep oldu.
lin sessizliğini bozan korkunç yelin sesi sona doğru
bülbül sesine, parmak vurulup duran güçlü dombıranın
sesine benzemeye başladı.
Yaşayanlar gördüler, ama yel pek çok insanı da
derin çukurlara, kum deryalarının altlarına tıkıp, atıp
bıraktı.
Bu yel- iki grup arasında çıkmış bir yel idi.
