İSMAİL H. A. ZİYAEDDİN
Köstence 1912-1966
TOY
(Akkı man Sadet’nin masalı)
PENCİRE
Karaltından geşkenmen
Pencirene şertkenmen,
Anayın mağa darılgan,
Men anana n-etkenmen?
Gece yarsı!
Köynifi halkı köpten çattı!
Künnin kahrın
yarın
ertengeşik silkip attı…
Üy tışarsı
ne bek cank, ne karanlık!
Tılsımlı bir urba kiygen bo saatte bütün barlık!
Ay,
saklancumak oynaganday,
şimdi pısa
bir bulutnm arkasına,
şimdi şımarırcasına
bir teşikten şıgıp karay
par-par parlay ve köz kısa!
Col boyında eki kölge!
De coyıla,
de aylanıp körineler gene közge!…
Ne eken, şaytan bolmasın?!
Bilmek istesen terasın,
şaytanga miydan okıgan
eki tane cigit kaytan.
Birsi,
Mambet Akay’nın Ali’si,
Yanındaki,
alay köynifi tanıganı uzun Akkı.
Aybı bar mı,
telikanlı tuvullar mı?
DÜĞÜN
(Hakkı ile Sadet’in masalı)
Ali’nin dostı Gülsüm’ge, komşı köyden,
adı Sadet,
özi de Gülsüm men aret
bir kız kelgen!
Ali değen delikanlı
Gülsüm men zaten nişanlı;
Akkı desen,
kaytıp kelgenden beri askerlikten
özine kelinşek karay; –
Üylenmek istiy köresin endi akay!-
Müsafir kız
arüvşe diy,
Yaşı da tamam ondokız!
Ana, pencirege barıp, Akkı onı körmek istiy!
Kızlar yavlar.
Bir maalde itler üre!
Üy aldında birev cüre!
Sadet ayta: “Vay Gülsüm cam,
bir korkaman, tuymagaydi Noman amcam!
Ana keldiler anavlar!”…
Gülsüm pencirege bara:
“Ey, Karaman, sus maskara, sus köprik baş”
dep, itlerge seslene o yavaş yavaş…
Çiğitler
ötmek atalar,
Ali’ni tanıgan itler
ötmekni aşay, catalar…
Canı tanışacak caşlar
başta biraz utangaşlar;
İşerde Sadet kızara,
mınyakta, Akkı bozara,
birşiy anlatıp bolmaylar,
ne aytmasın tabalmaylar.
Niyse: bir “hoş keldin”, bir “hoş buldık”,
“itlerden kolay kurtuldık”…
Ali-Gülsüm’nin de biraz
tek-tük yardımları tiyse,
İriy aradaki bızlar!
Sonra kızlar
bolagoylar bir akıl,
âna başlay endiden son şaka-mıskıl!
Birşiy kalmay: ne Akkı’nıfi uzun boyı,
ne Sadet’nifî menli beti,
konışkanda közin süzetan adeti,
Gülsüm’nin közin’ kıyığı,
Ali’nin pala mıyıgı
ne de kışta kaşkır alıp kaşkan koyı!
“Kaşkırga aşatsan, akam, ekide-bir koymnı
Biznin köyden et ketirtip yasarmız sofi toyınnı”…
Ama birev avuralmay!
Anlatalar,
külüşeler,
Akkı-Sadet bir-birsi men süyüşeler!
Ay batkanın
saat beşte tan atkaran
unutalar…
…Saba yakın!
Köynifi halkı turaya tır.
Bugün yasalacak işler üşün
esapların kurayatır.
Ama sakın
boş keşe neler bolganın,
eki cürek bahtiyarlık man tolganın.
Ama birisi ağırdan almıyor!
Anlatıyorlar,
gülüşüyorlar
Hakkı-Sadet birbiriyle sevişiyorlar!
Ay(m) battığını
saat beşte tan attığını
unutuyorlar…
…Sabah yakın!
Köyün halkı kalkmak üzere
Bugün yapılacak işler için
hesaplarını kuruyorlar.
Ama sakın
bu gece neler olduğunu
iki yüreğin bahtiyarlıkla dolduğunu.
TOY BAŞLADI
Oy bir arüv boladı-eken
Davullı toylar,
Cıyıla da keledi-eken
Uruvlar, soylar!
Aftalarca caşnı-kartnı bekletken sofi
kelip cetti bugün toy;
Kulaklarga şay hoş kelgen
davul-zurna sesi men
neşelendi bütün köy!
… Col boyında birkaş bala,
toy dürküsi şala-şala.
Başlarında kötergen
tavalar, siniler men
toy yerine keteler.
Aldmda cetmek üşün
colda koşı eteler!
Ayakları avurup üyünden şıgalmagan
kart ebanay Sabriye,
O da cibergen, tornı man,
bir sini kurabiye.
NİKA TÖRENİ
Asabamsın, sen menimsin, elalımsın
El kolında emanet, bir malımsın!
Törenge katılacaklar, alayı kelip boldı.
Bir-birsine pitişik eki oda,
şahitler men, kudalar man
kapılarına kadar toldı.
Otırdılar nikaga,
Aci-oca, kartlar man, fırıncı Üşmen aga
Eki vekil baba da, odanın ortasında.
Oca söz cibergen men timdi davul-borazgan!
Başlaycak, adetke kirgen üyken tören birazdan.
Vekillerden birisi dayı bola Akkı’ga
Anavbirsi yakın kısım Sadet’ke.
Hürmet etip bizde eski adetke,
başlaylar pazarlıkka:
Katte yazuwlı kalacak
kahmlıknın hakkında!
Kelinnin vekili, avzın
tola toldırıp istiy:
Ul yagınkı da bonın
“yarsına razı man”, diy.
Anavbirsi biraz ta’ aşaga, even taşlay,
Mınav birsi de oga teran yaklaşa başlay!
…Şodır, bodır, en sonunda bir kararga baralar,
Eki yaknı razı etkendiy orta colnı tabalar!
Kalımlık kestrilgen son,
Anlaşmağa cetilgen son,
Oca, barıp,
kıznıft öz avzından razılık alıp,
Boş taşlagan minderine otırdı;
Sonra, biraz murnmdan ketirgen
sesi men
Okıdı bir kadim.
Coştırdı
din ve iman aşkı man
bütün cemaatnin kalbin!
Ahırında dua üşün
avuş aşı; eki kohn k’öterdi,
Duanın er cümlesine, cemaat bir avuzdan
“Amin” dep cevap berdi!
*
Kartlarnın duası pitken sonra
Azirlene bahşada, azamatlı bir sofra.
Konakbaylık etkenler (caş kayinler, yeğenler),
cuvurşalar aş taşıp,
bir-birsi men şabışıp.
Aşlar desen, lezetli mi, lezetli!
Aşçı başı kim bolsa da usta ekeni belli!
Aşhanada, aranda, erkez üşün bir iş bar
Solıgın zor alalar zavallı yardımcılar.
Birsi,
ilk sofradan turganlarga kave kuya
Akkı kıblaga karap,
Oyerde eki rekat namaz kılıp pitirdi;
Ondan son, selâm berip, ogırlı gerdekke kirdi.
Cemaat sessiz-sessiz azbarga kayttı,
Ümer akay törennin kapatuv sözin ayttı;
“Ey kardaşlar, ey caşlar,
“Kardaşlar ve kandaşlar,
“Epimizge,
“Ogırlı bolsın toyımız!
“Coyılmasın soyımız!
“Küşimizni biliyik,
“Haktan yardım tiliyik!
“Tanrı’ga inanayık
“İmanga tayanayık!
“Unutmayık tek şom,
“Yarın da bir iş küni!
“Şimdilik:
“Ey gaziler, yol göründü.”
