4 Nisan, 2025
0 Comments
2 categories
| Ertengı : Necdet ÖZEN (Nogay Türkçesi) | Türkçe’ge aylandırgan : Cemil SÜTBAŞ | |
| ŞAPTEN | ÇİĞDEM | |
| Kurtiy’men Zemine bir aruv aytuvlu toy yasap üylendiler. Kurtiy üylerindin en kişkene kence ulu bolgan üşün özünden üyken abiyleri azbardan şıgıp özlerine üy yasap kettiler. O vakıtlar üydün kencesi ata üyünde kalır, atası anasıman oturur edi. Kel zaman ket zaman bunlardın bir balaları bolmadı, ama şerge ketip doktorlarga köründüler, neşe sora bir ulları tuvdu. Atın Siydamet atadılar. Siydamet turmay avuratagan, marazlı bir bala bolup östü. Mektepke bile suvuk avalarda kar cavganda atası köterip aketip akeldi. Bılay bolgan üşün onun akranları da oga atın aytmay “şıkla” dep at taktılar. Köydün kalkı da, “Bolmay bolmay bir ulları boldu, oda şılka boldu” dep seleke etetagan boldu. Anasıman atası buga bek mugaydılar.Köyde karlar irip kün cılıngan son otlar yeşergende, bayır betlerde şapten şıgar, bunlardı şıgarmaga köydün balaları kollarına, uşu contulgan birer şokmar tayak alıp keterler, külüp oynap şapten şıgarıp cer, şuvuldasıp köyge kaytar ediler. Siydamet de üylerindin azbarından bu akranı bolgan balalarga karap, “Men de ketemen” dese de anasıman atası onlarga kosup cibermez ediler.Bir kün bu balalardın gene şuvludasıp, cuvuruklasıp bayırga taman şapten şıgarmaga ketkenin anası Zemine körüp onlarga:- Menim ulumdu da kasınızga alınız dese de,- Senin ulun şılka üyerlerde bizmen cuvuramaz, dep almadılar.Akşam atası kırdan gelgende Oga da ayttı, Siydamet:- Meni aralarına kosmadılar, şılkasın dep ayttılar, dedi ama cılamadı.Atası da oga bir aruv şokmar tayak taptı, uşun conttu:- Birşiy bolmaz, yarın onlar kosmasalarda öz basına arkalarından ket, cetalmasan da erekten onlardı körür kaytıp şapten şıgarganlarına kara, Sen de şıgarırsın. dedi.Siydamet süyünüp cattı, ertenmen turdu, azbarlarında cuvuruklap cürdü. Ekindige tuvra özündün akranı balalar onlardın azbarındın kasından bayırga taman ketyatırlar. Kollarında şokmar tayakları bar. Onlarga bakırdı, Siyadamet:- Men de sizmen kelemen, dedi.Ballar külüsüp onun aytkanın tuymay bayırga taman kettiler. Siydamet de artlarından ketti. Eryak yeşil şimen, şeşekler şıkkan, biydaylar biraz köterilip ızanlar da yemyeşil bolgan. Bulardı körgen Siydamet süyündü, O da cuvurup akranlarındın artından yetişti, kaytip şapten şıgarganlarına karadı, özü de canı şeşek aşıp şimenlerdin arasından şıkkan birkaş şapten körüp şıgardı. Bayırdan son oyda akkan kişkene dere baredi, Oyaka taman ketti. Bu derede suv azakay bolsa da kimi toplaskan cerlerinde kisidin kökregine kadar derenlesir edi. Deredin mınday derenlesken cerine bardı, biraz oturup şıgargan şaptenlerdi ciyatkanda, cogarda bayır betten aldılarında ittiy bir ayvandı kuvalap beş altı şoban iti özüne tuvra kelyatırlar. Kuvalangan ayvan toktap şonkayganda, kuvalagan itler de toktap oga cuvuk kelamaydılar. Karşıgasındakı bayır bette bolgan balalar Siydamet’ke bakırdılar:- Kaskır kelyatır, kaş.Siydamet kaşmadı, balalar cuvurup köyge taman kaştılar. Kaskır cuvuklagan son Siydamet karadı ayvandın moynundan kan agıpyatır. İtler tislegenler. Kasına tuvra yene itlerden kaşıp keldi. “İtler bunu buvarlar ya” dedi. Kaskır tisin ırcaytkan saytın itler şonkayıp kasına kelmiydiler. Siydamet karadı ayvandın takatı kalmagan, özündün kaşayık ceri de cok. Tayağındın uş betinden tutup şokmarlı yağıman kaskırdın mannayına soğavuydu. Kaskır biraz tıpırışndı, sora da katıp kaldı.Oydan bayırga tuvra cürmege basladı, basın köterip karasa, köydün kalkı aldında atası cuvrup kelyatır. Akranı balalar:- Kaskır keldi kaştık, Siydamet kaldı, dep köyde aytkanıman, kalk cıyılıp cuvurup keldi,- Kaskır kayda, ne boldu dediler. Siydamet de:- Zaten itler tislegen ekenler, tayakman mannayına vurgan sora kaskır öldü, anyerde catırı, dedi.Kalk cıyıldı, kaskırdın ölüsün aldılar. Köyge tuvra cürdüler, o arada itlerdin bolgan koylardın şobanı da kelip cetti, ne bolganın kördü. O da cat köyden edi ama köpten köp bu köyde şobanlık yasagan üşün erkesti tanır edi. Özü özüne ayttı:-Bu Nogaydın şılkası tayakman kaskır öltürgen son men başka birşiy aytmayman, dedi.O künden son Siydamet’ke kimse şılka demedi.Aklıma geldi de bir Nogay masalı yazayım dedim. Eksiklerim varsa affedile. Bilenlerin eski masallarımızdan (Ertek) yazıp göndermeleri iyi olacaktır kanaatindeyim. Sav bolup savlukman kalınız. | Kurtiy ile Zemine dillere destan bir düğün yaparak evlendiler. Kurtiy, evin en küçük oğlu olduğu için kendinden büyük ağabeyleri avlunun dışında kendilerine ev yapıp, orada yaşamaya başladılar. O zamanlar evin genci baba ocağında kalır, anne ve babasıyla birlikte oturur idi. Gel zaman git zaman bunların çocukları olmadı, şehre gidip doktora muayene oldular, nice bir zaman sonra bir oğulları oldu. Adını Siydamet koydular. Siydamet durmadan hastalanan, hastalıklı bir çocuk olarak büyüdü. Okula bile soğuk havalarda ve kar yağdığında, babası kucağında götürüp, getirdi. Böyle olunca akranları da ismiyle çağırmayıp, Ona “hastalıklı” diye lakap koydular. Köy halkı da “Çocukları olmazken sonunda bir oğulları oldu, O da hastalıklı oldu” diye dedikodu yapıyorlardı. Annesiyle babası bu duruma çok üzülüyorlardı.Köyde karlar eriyip, havalar ısındıktan sonra otlar yeşerince, bayırlarda çiğdem çıkar, bunları köyün çocukları, ucu yontularak sivriltilmiş birer değnek ile çıkarmaya giderler, güle oynaya çiğdem çıkarıp yerler, gürültüyle köye dönerlerdi. Siydamet de evlerinin avlusundan, akranı olan bu çocuklara bakarak, “Ben de gideceğim” dese de annesiyle babası onlarla birlikte göndermezdi.Bir gün yine bu çocuklar büyük gürültüyle, koşarak bayıra doğru çiğdem çıkarmaya giderlerken, Siydamet’in annesi Zemine onlara:- Benim oğlumu da yanınıza alınız dese de,- Senin oğlun hastalıklı, oralarda bizimle koşamaz diye almadılar.Akşam babası dışardan gelince Ona da söyledi, Siydamet:- Beni aralarına almadılar, hastasın dediler, dedi ama ağlamadı.Babası da Ona güzel bir değnek buldu, ucunu sivriltti:- Bir şey olmaz, yarın onlar yanlarına almasalar da kendi başına arkalarından git, yetişemesen de uzaktan onlara bak, nasıl çiğdem çıkardıklarına bak, Sen de çıkarırsın, dedi.Siydamet sevinçle yatağına yattı, sabah uyandı, avlularında heyecanla sağa sola koştu durdu. İkindiye doğru akranları, avlularının yanından geçip, bayıra doğru gidiyorlar. Ellerinde değnekleri var. Onlara bağırdı, Siydamet:- Ben de sizinle geleceğim, dedi.Çocuklar gülüşerek, Onun dediklerini duymadan bayıra doğru gittiler. Siydamet de peşlerinden gitti. Her taraf yeşil, çayır-çimen yeşermiş ve çiçekler açmış, buğdaylar boy vermeye başlamış, tarlalar da yemyeşil olmuş. Bunları gören Siydamet sevindi, O da koşarak akranlarının arkasından yetişti, nasıl çiğdem çıkardıklarına baktı. Kendisi de yeni çiçek açıp, çimenlerin arasından çıkan birkaç çiğdem topladı. Bayırın sonunda akan küçük bir dere vardı. O tarafa doğru gitti. Bu derenin suyu az olsa da su toplanan yerlerinde insanın göğsüne kadar derinleşirdi. Derenin böyle derin bir yerine vardı. Biraz oturup, çıkardığı çiğdemleri yerken, yukarda bayır tarafında, önlerindeki köpeğe benzeyen bir hayvanı kovalayan beş altı tane çoban köpeğinin kendine doğru geliyorlar. Kovalanan hayvan durup eğilince, kovalayan köpekler de durup ona doğru gelemiyorlar. Karşıda bayır tarafında bulunan çocuklar:- Kurt geliyor, kaç.Siydamet kaçmadı, çocuklar koşarak köye doğru kaçtılar. Kurt durunca Siydamet baktı ki hayvanın boynundan kan akıyor. Köpekler ısırmışlar. Yanına doğru yine köpeklerden kaçarak geldi. “Köpekler bunu boğarlar ya” dedi. Kurt dişlerini gösterdikçe köpekler yanına gelemiyorlar. Siydamet baktı, hayvanın takatı kalmamış, kendisinin de kaçacak yeri yok. Değneğin ucundan tutup, sivri tarafıyla kurdun alnına vurdu. Kurt biraz debelendi, sonra da katıp kaldı.Dereden bayıra doğru yürümete başladı, başını kaldırıp baktığında, köy halkı, önlerinde babası olmak üzere koşarak geliyorlar. Akranları çocuklar:- Kurt geldi, kaçtık. Siydamet kaldı, diye köyde söyleyince, köy halkı toplanıp, koşarak gelmiş.- Kurt nerde, ne oldu dediler. Siydamet de:Zaten köpekler ısırmışlar, değnekle alnına vurunca kurt öldü, orda yatıyor dedi.Köy halkı toplandı, kurdun ölüsünü aldılar. Köye doğru yürüdüler, o arada köpeklerin sahibi olduğu sürüye ait çobanı da koşarak geldi, olanları gördü. O da yabancı köyden idi ama çoktan beri bu köyde çobanlık yaptığından herkesi tanırdı. Ken kendine söylendi:- Bu Nogayın hastası değnekle kurt öldürüyorsa ben başka bir şey söylemiyorum, dedi.O günden sonra Siydamet’e hiç kimse hastalıklı demedi.Sayın Necdet ÖZEN’e Nogay Türk Edebiyatına değerli katkılarından dolayı teşekkür ederiz. |
