NOGAY VE KIRGIZLARIN KARDEŞLİK
BAĞLARI HAKKINDA
TAİR AKMANBETOV*
Türkiye Türkçesine Aktaran : MARİYA BULGAROVA**
Kırgız halkının “Manas” isimli destanının bininci yılım belgeleyen bir yaz mevsiminin en iyi vaktinde Türkiye’ye geldik.
Yaz mevsiminin en iyi dönemi, sadece tabiatla ilgili iyi vakti değil, Kırgız halkının zengin kültür bahçesinde dünya yüzüne gelen “Manas” destanının 1000 yıllığının yaz mevsimi. Bu büyük bayram heyecanla ve gururla, Türk vatanında kutlanması bizim gönlümüzü memnun ediyor.
Kökleri aynı olan Türk halklarının temsilcilerini Türkiye’de topladığı için Atatürk Kültür Merkezine ve onun Başkanı olan Profesör Doktor Sadık Tural’a teşekkürlerimizi bildiririz. Nogay, Kırgız Türk halklarının kültür bağlarının Türk kökenleri çok eskiye dayanmaktadır. Tarihte belirtildiği gibi XIV. asırda Nogay Devleti kurulmuş.
Kökenine bakıldığında Nogay halkının kuruluşu kanlı, Nayman, abaz, kıpşak, kereyit, alşın, bayıs, bulgar ve başka topluluklar milletler sebep olmuşlar.
Yukarıda bağış edilen halklar ve Kazak, karakalpak, kırgız, göçebe, Özbek halklarının kurulu ile bağlıdır.
Buna göre Türk halklarının tamanının bir kandan, kökenden çıktığı görünür. Türk halklarının tarihteki kaderleri birbirine benziyor. Bu sebepten Türk halklarının kuruluşunda ortak topluluklara dayanan kültür bağları, V’nci yüzyıldan başlamaktadır.
V. yüzyılda atalarımız aynı kuyudan su içmişler, bir merada hayvanlarını otlatmışlar, bir anneden süt emmişler. Aynı ananın sütünü emen çocuklardan biri Nogay, torunu da Manas olmuş. Bu kahramana Manas Vatanı için düşmanları ile savaşmış. Manas kahramanlık göstererek tüm dünyaya duyuruyor. Bu destanı unutturmayarak bu günlere getirmişler. “Manas” destanı Kırgız halkının aklında muhafaza edilerek dünya halklarının destanlarının arasında bir köpük, bir deniz gibi yer almıştır.
“Manas” destanı Kırgız halkının tarihte yaşantısının dünya görüşünün ve kültürünün aynasıdır.
“Manas” destanının her bir mısrası gül gibi kokulu, her bir mısrası ateş gibi sıcak, her bir mısrası anne sütü kadar saf ve temiz.
Kırgız halkının kudretli ve şanlı “Manas” destanı, Nogay halkı ile bağlantılıdır. Nogay bilim adamı Asım Şeyhaliyev Nogay ozanlarından “Manas” ve “Manas oğlu Tuyakbay” denilen yiğit destanlarını yazmış.
Nogaylardan “Manas” denilen destanı vatanı düşmanlardan kurtarmış ve Nogay halkının yiğitliğini anlatır.
Manas ismi yalnız destanlarda kalmamış Nogay halkında Manas ismi köylere, tepelere ve atasözlerinde yer almıştır.
Bu isimler Nogay halkının Manas’a verdiği önemi gösteriyor. Dağıstanda bulunan bir tepeyi Nogaylar Manas Tepesi diye adlandırıyorlar.
Eskiden Nogaylar geyikleri vurmazlardı. Geyikler bu yüzden toplu halde gezerdi. Bunun hikayesini böyle anlatıyorlar. Geyiklerin avlanmamasının sebebi şudur. Savaş sırasında Nogay halkı sayıca az, düşman ise sayıca fazla olduğundan savaş sırasında bu gürültüden rahatsız olan geyikler tozu dumana katarak kaçarlar. Bunu gören düşman Nogay askerine yardım geldiğini sanarak savaş alanını terk ederler. Bu yüzden geyik eti Nogaylarda insan eti ile denk tutulur ve eti yenilmez. Çölün helâl hayvanı denilir.
Çölde yaşayan Nogay halkı şu hayvanlardan avlanarak et ihtiyacını giderir: ördek, tavşan, kaz ve başka kuşlar.
Bir zaman sonra bu hayvanların sayısı azalıyor.
Yamgurşu adı verilen bir genç avlanmaya çıkıyor. Çölün her tarafını geziyor, av hayvanı bulamıyor. Bir gölün üstünde bir siyah ördek görüyor ve seviniyor. Okla ördeği öldürüyor. Ördek vurulunca kamışların arasında bulunan yuvasına düşüyor. Yuvada bulunan küçük yavru ördekler ağızlarını açarak annelerinden kamını doydurmak için bir şeyler bekliyorlar.
Yamgurşu genç “Ben ne yaptım yavruları öksüz bıraktım” diye üzülüyor. Yanına yaklaşan bir atla gelen kişiyi fark etmiyor. Bu atlı Manas denilen kişidir. Atlı kişi Yamgurşu ile selamlaşıyor ve hayvanlar bizim düşmanımız değil. Bizim düşmanlarımız bize zarar veren insanlardır. Kötü insanlar kanımızı emiyor, hayvanlar ise bize zarar vermiyorlar der. Bu söz üzerine Yamgurşu arkadaşlarını toplayarak hayvanların öldürülmemesini söylüyor. Orda yaşayan zalim hiç kimseye, faydası olmayan bir sürü malı olan kişinin yanına gidiyor ve malının çevrede yaşayan fakir halka dağıtılmasını istiyorlar. Buna kızan zalim adam, okunu Yamgurşu’ya atıyor. Bunu gören Manas yardımına koşuyor ve ok Manasın bindiği ata saplanıyor. Manasın atı ölüyor. Atın öldüğü yere Nogay halkı atı gömüyor. Bu Tepeye de Manas At Tepesi denilmektedir ve günümüze kadar bu efsane anlatılır. Bu efsaneyi Nogay halkı şu şekilde anlatıyor:
Nogay kanlı Manas
Adilliğe yol aç
Karanogay Yamgurşı
Adilliktir kılışı
Nogaylar arasında Manas yiğit âdil, düşmanına karşı savaşçı olarak tanınır. Bunu Manasla bağlı olan deyimler de görüyoruz.
Manastay alal bolsan antka,
Yer yüzünde kalmassın uyatka
Manas yavdan korkmaz
Yamanda barıp dilemez.
Manas alal süt emgen yuvıl,
bir batirden kem tuvıl.
Tulparga kamışı kerekpes,
Manas tarlıkda kürsinmez.
Meselâ “Manastay yürekli bol”
Manastan kılışı yıltırar
elde Atak danı yarkırar
Tanır berem tilegın
Manastay taşa bolsa yüreğin.
Manas boyda Manas
Yavdın canını alar
Eriş boyda edige
Yavdım danım alar.
Manas madarlı (kabiliyetli, cesur)
Edige mazallı.
Tarihte insanın iç dünyası ümidi, atasözü ve bilmecelerde hissedilir. Yurda düşman gelse her yiğit kaygısız kalamaz. Düşmanı geriye döndürmeden kınına kılıcını koymaz denen düşünceyi yukarıdaki söz açıklıyor. Manasın yüreğinin derdi gitmeden, kılıcının kanı kurumaz.
Yukarıda anlatılan Nogay ve Kırgız halklarının kardeşliğinin ve kültürel bağlan ile bağlı olduğunun belirtisidir.
Hepinize teşekkür ederiz.
DİPNOTLAR
* Nogay Rayoni, Terekli Mekteb, DAĞISTAN.
** Doç. Dr., T.C. Dışişleri Bakanlığı, TİKA, Ankara, TÜRKİYE.
